Cevap: “Mü’min kul dünyadan ayrılıp âhirete göçmek üzereyken ona semadan yüzleri Güneş gibi parlak melekler, Cennetten getirdikleri kefen ve kokularla gelip başucuna oturur ve şöyle der: “Ey iyi ruh, çık ve Allah’ın mağfiretine, rızasına kavuş.” Kabın ağzından suyun aktığı gibi ruhu çıkar ve onu ölüm meleği alır. Hazır olan melekler, göz açıp kapayıncaya kadar bir zaman içerisinde mü’minin ruhunu ölüm meleğinden alıp getirdikleri kefen ve güzel kokular içine koyarlar ki ondan çıkan miskten daha güzel bir koku yeryüzüne yayılır. O ruhu hemen yükseltirler. Rastladıkları her melaike topluluğu, bu hoş kokunun ne olduğunu sorarlar. Mü’minin güzel kokulu ruhunu yükselten melekler de onun dünyadaki en güzel isimleriyle, falan oğlu falan diye söylerler. Tâ ki, dünya semasına
varınca gök kapılarının kendisine açılmasını isterler. Gök kapıları açılır ve yükselirler, tâ yedinci kat semaya kadar her semada bulunanlar, onu daha sonraki en yakın semaya dek uğurlarlar. Böylece yedinci kat semaya gelince Allah Teâlâ: “Kulumun Kitabını (dünyada işlemiş olduğu iyi amelleri) İlliyyun’a, yani Levh-i Mahfûz’un bir kıtasına yazın ve onu yeryüzüne iade edin. Ben Azimüş-Şân, onları topraktan yarattım, yine toprağa çevireceğim ve ikinci defa ondan çıkaracağım.” buyurur ve melekler, ruhu yeryüzüne indirirler….”
“Ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara imân etmeyi kibirlerine yediremeyenler (var ya) onlara gök kapıları açılmaz (ruhları göğe yükselmez) ve deve iğnenin deliğinden geçinceye kadar (yani hiçbir zaman) Cennete giremezler. İşte biz, günahkârlara (müşriklere) böyle ceza veririz.” (Araf, 7/40) Kâfirlerin ruhu çıktığı zaman sema ehli, habise bir ruh geldi, derler. Onu ecelin sonuna (yani Siccîn’e) götürün denilir. Ebû Hureyre; “Rasûlullah, hemen üzerinde bulunan ince örtüyü burnuna götürdü de (kötü koktuğunu belli etmek için) şöylece kapattı.” dedi.
Cevap: Ruh, bedende bulunduğu müddetçe beden diri ve uyanık olur. Bedenden tamamıyla ayrılırsa beden ölür. Normal şartlaraltında cesedin kokması, toprağa gömüldükten sonra çürümesi gerekir. Sünnetullah böyledir. Hadis-i Şeriflerde kabirde cesedi çürümeyenler zikredilmiştir. Fizikî ve biyolojik araştırmalar bazı şartlarda -mumyalamak vs.- cesedin çürümediğini göstermektedir.
Ehl-i sünnet âlimleri arasında bu gibi hadisleri gerçek manada anlayanlar olduğu gibi mecazi olarak anlayanlar da vardır. Ayet ve Hadislerde zikredilenler şunlardır:
Peygamberler; Peygamberlerin cesetleri çürümez. “Allah’ın peygamberleri diridir, rızıklanır’”
Şehitler; Ayetler ve hadisler şehitlerin ölmediğini, diri olduklarını da haber vermektedir.
Cevap: İnsan hayatını nasıl yaşarsa ölümü de öyle olur. Ama nerede ve nasıl öleceğimizin en doğrusunu Allah bilir. Hadislerde, ölüm ânında kişinin iyi veya kötülüğüne delâlet eden haller açıklanmıştır. Önce iyiliğine delâlet eden durumları görelim.
1) Alnın (şakakların) terlemesi: “Mü’min alnının teriyle ölür” buyrulmuştur. Bazı âlimler sebebini şöyle açıklıyorlar. Allah, mü’mini Cennetle müjdelediği zaman, mü’min yapmış olduğu günahlarından ötürü Allah’tan utanır ve Allah’tan utandığından dolayı alnı terler.
2) Gözlerin yaşarması ve yüzün nurlanıp tebessüm etmesi: Mü’minin ölümü ânında yüzünün parlaması, yaptığı iyilikleri ve makamını görmesi sebebiyledir ki. gözünün yaşarması da sevincinin ifadesidir.
3) Burun deliklerinin şişmesi, genişlemesi.
Kötülüğüne delâlet eden durumlar da; boğazı sıkılmış gibi hırıltı çıkarmak, yüzün morarması, ağzın köpürmesi ve çene, boyun terlemesidir.
Fakat şöyle diyebiliriz. Kişinin iyi veya kötü olduğunu Allah’tan başkası bilemez. Allah’tan hayırlı ölüm dilemek gerekir.
18. Mü’min İçin Kabir Nimetleri Nelerdir?
Cevap: Kabir nimetlerini mü’min için şöylece sıralayabiliriz:
Yedi kat göklere mü’minin ruhu yükselir. Mü’mine Cennetteki makamı gösterilip Cennete bir kapı açılarak oradan Cennetin güzel kokusu, gelir. Kabir çok genişler, Kabir salih amellerle; namaz ve Kur’ân ile aydınlanır. Kabir, mü’min için Cennet bahçelerinden bir bahçe, kâfirler için Cehennem çukurlarından bir çukur olur.
“Biriniz öldüğü zaman, ona, sabah akşam oturacağı yer gösterilir. Eğer Cennet ehlinden ise Cennet gösterilir. Cehennem ehlinden ise Cehennem gösterilir. Ona işte Allah seni kıyamet gününde tekrar diriltinceye kadar oturacağın yerin burasıdır, denilir.”
Cevap: Ayet ve hadislere göre, kısaca azap şekilleri şöyledir:
a) Kabir Sıkması; Kabir, mü’minleri annenin yavrusunu okşaması gibi sıkacak, kâfir ve münafıkları da şiddetli bir şekilde sıkacaktır.
b) Tokmakla Vuruş; Kâfir ve münafığın ense köküne öyle bir vurulur ve o öyle bir feryat eder ki; feryadını insan ve cin hariç her mahluk duymaktadır.
c) Sabah-Akşam Ateşe Arz edilmek; Kulun gideceği yer Cehennem ise, sabah-akşam gösterilir.
d) Haşerâtın Ölüyü Isırması ve Sokması; Kâfire doksan dokuz ejderha saldırtılır; ejderhalar onu ısırırlar, sokarlar. Ejderhanın birisi yeryüzüne üfleyecek olsa, dünya da yeşillik kalmayacak derecede ateş püskürtür. Deve boynu gibi kırbaç, düğümü ateşten olan. kulakları sağır olan bir mahluk ile azap edilir.
e) Toprağın İbret Olsun Diye Dışarı Atması; Hristiyan’ken Müslüman olmuş ve Vahiy katipliği yapmış, sonradan tekrar Hristiyanlığa dönmüş birisi, Kur’ân’la, vahiyle alay ediyordu. Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bu adam öldüğünde “Yer onu kabul etmeyecektir.” buyurmuş, hakikaten de toprak onu kabul etmemiştir.
Ehl-i Sünnet âlimleri, aslında bunun sünnetullah’a aykırı olduğunu, ama bazı kötü kimselerin, bilhassa İslâm dini ile, Allah’la, Kur’ân’la alay edenlerin cesetleri ibret olsun diye, Allah’ın böyle göstermiş olabileceğini belirtirler.
Neccâr oğullarından Hristiyan bir adam vardı. Müslüman olup Bakara ve Al-i İmrân sûrelerini okumuştu. Peygamber (Aleyhisselâm)’e vahiy yazardı. Bu adam irtidat ederek Hristiyanlığa döndü ve “Muhammed bir şey bilmez. Ancak benim kendisine yazdığım şeyleri bilir.” demeye başladı. Allah onu vefat ettirince, Hristiyanlar gömdüler. Fakat sabah olunca gördüler ki, gömüldüğü yer onu dışarı atmıştı.
Bunun üzerine Hristiyanlar “Bu, Muhammed ile ashabının işidir. Onların arasından çıkıp kaçtığı için, bu din kardeşimizin ölüsünden kefenini soydular ve onu meydanda bıraktılar.” diye iftirada bulundular. Derin bir çukur kazarak onu oraya gömdüler. Fakat ertesi sabah, gömüldüğü yerin, onu yine dışarı attığı görüldü.
Hristiyanlar yine Müslümanları suçladılar. Bir yerde yine bir çukur kazdılar. Güçleri yettiği kadar derinleştirdiler. Fakat sabah olunca o yerin de onu dışarı attığı görüldü. Bunun üzerine Hristiyanlar, bu işin insanlar tarafından yapılmadığını anladılar ve onun ölüsünü açıkta bıraktılar. Hz. Peygamber bu adam öldüğünde “Yer onu kabul etmeyecektir.” buyurduğu bilinmektedir.
f) Bakırdan tırnaklarla yüzleri ve göğüsleri tırmalamak; Peygamber efendimiz Miraca çıktıklarında, orada bakırdan tırnaklarla yüzlerini ve göğüslerini tırmalayan insanlar gördüğünü ve Cebrail (Aleyhisselâm)’dan bunların kim olduklarını sorduğunda, bunların gıybet eden kimseler olduğunu öğrendiğini haber vermektedir.
Cevap: Haramlardan sakınmak, Kabir Azabından Allah’a sığınmak: Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) Kabir azabından Allah’a sığınmayı emretmiş, ve Ümmü Habibe’ye duâ öğretmiş, bizzat kendisi de şu duayı yapmıştır. “Ey Allah’ım! Muhakkak ki ben kabir azabından sana sığınırım. Cehennem azabından da sana sığınırım. Ve yine diri ve ölülerin fitnesinden ve Mesih, Deccal’ın fitnesinden de sana sığını¬ım.” Gerek cenaze namazında, gerek sabah, akşam vesair zamanlarda yaptığı dualarda Peygamberimiz, Cehennem ve Kabir azabından Allah’a sığınarak duâ etmişlerdir.
Cenaze namazı kılmak: “Siyâhî bir kadın mescidin kayyumluk -süpürüp temizleme- hizmetini yürütüyordu. Rasûlullah bir ara onu göremez oldu. Kadın hakkında “Ona ne oldu?” diye sordu. “O öldü.” dediler. Bunun üzerine: “Bana niye haber vermediniz?” buyurdular. Ashab. sanki kadıncağızın ölümünü mühim addetmeyip küçümsemişlerdi. “Kabrini bana gösterin” diye emrettiler. Kabir gösterildi. Rasûl-ü Ekrem, kabri üzerinde cenaze namazı kıldı. Sonra: “Bu kabirler, sahiplerine karanlıkla doludur. Allah, onlar için kıldığınız namazla kabirleri onlara aydınlatır” buyurdular.
Şehit olmak: Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) şehitlerin Kabir Azabından korunacağını haber veriyor.
Nöbet esnasında ölmek: Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), “Her ölenin ameli son bulur. Ancak Allah yolunda nöbet tutarken ölenler müstesna, onların amelleri kıyamet gününe kadar çoğalır ve onlar kabir azabından korunurlar.” buyuruyor.
Kabir Üzerine yaş dal dikilmesi: Peygamberimiz (saliallâhu aleyhi ve sellem) azap gördüklerini haber verdiği kişilerin kabri üzerine yaş dal dikmiş ve bunlar kurumadıkça bunların teşbih ve zikirleri hürmetine, Allah’ın, o kabirdekilerin azabını hafifletmesinin ümit edileceğini belirtmiştir. “Ya Rasûlallah! Müşrikler kabirlerinde azap mı olunuyorlar?” sorusuna “Evet, onlar kabirlerinde öyle bir azapla azap olunuyorlar ki (onların azabın şiddetinden attıkları çığlıkları) hayvanlar işitir. “ buyurmuştur. Kâfir ve Münafık’ın azabı için de Allah Rasûlü; “Sonra demirden bir tokmakla ensesine öyle bir vurulur ve kâfir yahut münafık öyle bir bağırır ki, insan ve cinden başka, ona yakın olan her şey onun feryadını işitir. “ buyurmuştur.
Mülk sûresini okuyanların, karın ağrısından ölenlerin, cuma günü ve gecesi ölenlerin de kabir azabının hafifleyeceğini veya kaldıracağını yine Allah Rasûlü haber veriyor.
Açlık eziyeti çekenler; Ehl-i sünnet âlimleri açlık gibi dünyada eziyet çekenlerin azap görmeyeceklerini belirtirler.
Ebû Hureyre anlatıyor; “Bir gün Allah Rasûlü’nün yanma gittim. Namazı oturarak kılıyordu. Namazını tamamlayınca sordum: “Ya Resûlallah hasta mısınız?” diye sordum. “Hayır, açlık!. Ya Eba Hureyre,” dedi. Ağlamaya başladım. Kâinat, kendisi için yaratılmış, Allah’ın en sevgilisi, açlık ve gıdasızlık sebebiyle ayağa kalkacak gücü olmadığından namazını oturarak kılıyordu. Benim ağladığımı görünce teselli etti. “Ağlama Ya Eba Hureyre!. Bu dünyada açlık ızdırabmı çeken, diğer tarafta Allah ‘in azabından emin olacaktır. “
Allah Rasûlü. Hayatı boyunca kamını arpa ekmeği ile dahi doyurmamıştı. Bazen günler, haftalar ve aylar geçerdi de O’nun saadet dolu hanesinde yemek pişirmek için ne bir ocak yanar ne de bir tas çorba kaynardı.
Cevap: Kabir azabına sebep olan amelleri şöyle sıralayabiliriz:
İdrardan sakınmamak ve temizlenmemek: Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), rastladığı iki kabirde bulunanlardan birinin idrardan sakınmadığı, diğerinin gıybet ve dedikodu yaptığı için azap çektiğini haber vermektedir.
Gıybet ve Nemime yapmak: Koğuculuk yapmak, lâf getirip-götürmek. Müslüman kardeşinin hoşlanmayacağı sözleri arkasından konuşmak kabir azabını gerektiriyor.
Borçlu ölmek: “Müminin ruhu üzerindeki borcu ödeninceye kadar borcuyla bağlıdır.” hadisine göre, borçlu ölenin kabir azabını göreceği bilinmekte, Peygamberimiz de borçlunun cenaze namazını kıldırmamış, borcu ödendikten sonra kıldırmıştır.
Yüksek Sesle ağlamak; “Ölü, kabrinde kendisine nevha yapılmasından (birtakım, iyiliklerini sayarak sesli ağlanmasından) ötürü azap görür.” Bir yakınını ve sevdiği kişileri kaybedenlerin, eğer güçleri yetiyorsa sabretmeleri ve sesli ağlamamaları en iyi harekettir. Sessizce ağlamak ve gözden yaş akıtmak da caizdir. Ama ölünün birtakım iyiliklerini ve hayatta yaptığı işlerini sayıp dökerek ve mersiyeler, ağıtlar düzerek ağlamak, bağırmak kesinlikle yasaktır.
Yalan söylemek, Kur’ân öğrenip ahkamıyla amel etmemek, zinâ yapmak, Faiz yemek; Bu dört fiilin kabirde azap olacağına, Rüya hadisi delildir. Azap içinde gördüğü kimselerin sebeplerinin bu dört fiil olduğunu Cebrail (Aleyhisselâm) bildiriyor.
“Eğer ölüleri defnetmeniz endişesi olmasaydı, kabir azabının bir kısmını sizlere işittirmesi için Allah’a dua ederdim.” “Müşrikler kabirlerinde öyle bir azapla Azap olunuyorlar ki seslerini hayvanlar işitir.” İçki ve sigara içerek beden emânetine zarar vermenin, hakkına razı olmamanın, ganimet taksiminden önce mal çalmanın, hırsızlık, yalancı şahitlik, namuslu kadına iftira etmenin, insanların dili ile eziyet vermenin, bâtıl yollarla başkalarının mallarını ve yetim malı yemenin, livata (homoseksüellik) yapmanın, hile yapmanın, Müslümanların hatalarını araştırmanın, adam öldürmenin Akrabaları ziyaret etmemenin, mahluklara acımamanın vs. kabirde azaba sebep olacağı bilinmektedir.