Sabahleyin Uykudan Kalkınca Okunacak Dua:
Okunuşu: “Elhamdulillahillezi ehyana ba’de ma ematena ve ileyhi’n- nüşur.”
Anlamı: “Bizi öldürdükten sonra dirilten (uyuduktan sonra uyandıran) Allah’a hamdolsun. (kıyamette) O’nun huzurunda toplanılacaktır.” (Buhari: 11/96)
Her Sabah Okunacak Dua:
“Allahümme bike asbahna ve bike emseyna ve bike nehya ve bike nemutu ve ileykennuşur.”
Anlamı: “Allahım! Senin yardımınla sabaha girdik, senin yardımınla akşama kavuştuk, senin yardımınla diriliyor ve senin kudretinle ölüyoruz ve (kıyamette) varış sanadır.” (Ebu Davud: 5067)
Her Akşam Okunacak Dua:
“Allahumme bike emseyna ve bike esbahna ve bike nahya ve bike nemutu ve ileykel masir.”
Anlamı: “Allahım! Senin yardımınla akşama girdik, senin yardımınla sabaha kavuştuk, senin yardımınla diriliyor ve senin kudretinle ölüyoruz ve dönüş yalnız sanadır.” (İbn Mace, Dua: 14)
Şirkten Korunmak İçin (Sabah-Akşam) Okunacak Dua:
“Allahumme inni euzu bike min en uşrike bike şey’en ve ene a’lemu ve estağfiruke lima la a’lemu inneke ente allamulğuyubi.”
Anlamı: “Allahım! Şüphesiz ben bilerek herhangi bir şeyi şirk koşmak (eş ve ortak tanımak) tan sana sığınırım.Bilmeyerek işlemiş olduğum(şirk ve hatalarım) ın senden bağışlanmasını dilerim. Şüphesiz ki bütün gaybları (gizli şeyleri) ancak sen bilirsin.” (et-terğıb ve et-terhib: 1/76)
Yemekten Sonra Okunacak Dua:
“Elhamdulillahillezi et’amena ve segana ve cealena müslimin.”
Anlamı: “Bizi nimetleriyle yediren ve içiren ve bizi İslam üzere bulunduran Allah’a hamd olsun.” (Ebu Davud, At’ime:15)
Devamını Oku
Hiç duydunuz mu horozun neden öttüğünü? Onun bu feryadının sebebi nedir sabah’ın o saatinde niye öyle içli içli, yüreği yanarak ve titreyerek öter düşündünüz mü hiç?
Geçtiğimiz gün eda ettiğimiz Mirac Kandili Resullah efendimiz “merdiven” manasına gelen “Mirac” gecesi yani büyük vuslatın “aşığın maşuğu”nu kendisiyle görüştürmesi. Sevgili Peygamber Efendimizin akılların anlatmakta aciz kaldığı mekandan münezzeh, keyfiyetten uzak sadece baş gözü ile Resullullah Efendimiz Allahü tealanın yüzünü gördüğü gece..
Resulullah Efendimiz Mirac’a çıktığı zaman Cebrail aleyhisselam onu birinci kat semada gezdirirken. Resulullah Efendimiz horoz şeklinde bir melek görüyor ve bu horozu şöyle anlatıyor; “Ben horoz şeklinde bir melek daha gördüm. Çok büyük bir başı vardı. Öyle ki, bu baş Arş-ı Ala ile bir olmuştu. Ayakları yedi kat yerden daha da aşağı idi. İki kanadı vardı. Bu kanatları açtığı zaman, bütün doğu ile batıyı kapsardı, O meleğin makamı Sidret-ül Münteha idi. O Meleğin vücudu beyaz inciden, ibikleri kırmızı yakuttan yaratılmıştı. Devamını Oku
Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-dan rivâyete göre Hazret-i Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurmuşlardır ki:
“Sakın sizden biriniz duâ ederken “Yâ Rabb, dilersen beni mağfiret eyle, dilersen bana merhamet eyle” demesin. İstediğini sağlamca ve kat’ıyyetle istesin. Çünkü Allah’ı şu veya bu işe zorlayabilecek hiçbir kudret yoktur.” (1)
Yine Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-’dan rivâyet edildiğine göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurmuşlardır ki:
“Sizden herhangi biriniz” duâ ettim de kabul olunmadı” diyerek acele etmedikçe duâsı kabul olunur.” (2)
Duâ eden duâsında ısrar etmeli, devam etmelidir. Her halde er veya geç müstecâb olur.
Bir de dünyâda müstecâb olmasa bile kul bunu yine kendi lehine bilip Allah’dan ümidini kesmemelidir. Duâ büyük bir ibâdet olduğu için âhırette de bir ecir ve sevâbı olur.
Duânın âdabı pek çokdur. Bu cümleden olarak:
1- Evvelâ abdestli bulunmak,
2- Bir namazdan sonra yapılmak,
3- Tevbe ve istiğfârını ve kemâl-i ihlâsını arzeylemek,
4- Kıbleye yönelmek,
5- Duâdan evvel Allah’a çokça hamd ü senâ etmek,
6- Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hazretleri’ne çokça salât ve selâm eylemek,
7- Duânın nihâyetini âmin ile bitirmek,
8- Duâda yalnız kendisini düşünmeyip bütün sâlihleri ve bütün mü’minleri duâya müşterek kılmak,
9- Bir hâcetini isterken ellerini semâya kaldırıp avuçlarını açarak duâ etmek,
10- Kıtlık; umumî sıkıntı ve felâketlerin def’i için ise ellerinin dışını semâya çevirerek duâ etmek ve Allah’a sığınmak, Devamını Oku
Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

“Büyük zorluklara dûçar olduğunuz zaman “Allah bize yeter. O ne güzel vekildir” zikr-i ce-mîlîne devam ediniz.” (1)
![]()
“Cenâb-ı Hak, duada fazla ısrar edenleri sever.” (2)

“Eğer bir kul, Cenâb-ı Hakk’a bir hususda duâ eder de icâbet olunmazsa onun yerine bir hasene, yani bir sevâb yazılır.” (3)

“Bir babanın oğlu için duâsı, bir peygamberin ümmeti hakkındaki duâsı gibi makbuldür.” (4)
![]()
“İyilik görenlerin iyilik gördükleri kimseler hakkında ettikleri hayır duâları reddolunmaz.” (5) Devamını Oku
Hak Teâlâ Hazretleri buyuruyor:

“Ey Resûl-i Ekremim! Benim kullarım “Rabbi-miz uzakta mıdır, yakında mıdır?” diyerek sana beni sordukları zaman sen onlara cevap ver ki: Ben onlara pek yakınımdır. Bana duâ eden kulumun duasını kabul ederim. Duâ ettiğinde benden duâlarının kabulünü istesinler. Ve bana îman etsinler. Umulur ki onlar îmanları ve duâları sebebiyle doğru yola vâsıl olurlar ve irşâd olunurlar. “(Bakara Sûresi, 186)
Fahr-i Râzî, Kâzı Beyzâyi ve Hâzin’in beyânlarına göre ashâb-ı kiramdan bazı kimselerin: “Ya Re-sûlallah! Rabbimiz bize yakîn ise hafif sesle yahud gizlice duâ edelim. Eğer uzak ise yüksek sesle duâ edelim” demeleri üzerine bu âyet-i celîlenin nâzil olduğu mervîdir.
Başka bir rivâyette ise yahûdilerin: “Yâ Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-! Sen yer ile gök arasını pek uzak haber veriyorsun. Rabbimiz duâmızı nasıl işidir?” demeleri üzerine nâzil olduğu mervîdir. Bu sebeb-i nûzullere göre âyetin ma’nası şöyle olur:
“Ey Resûlüm! Benim kullarım sana benim evsâfımdan suâl edip Rabbimizin lutfu bize yakın mı? Duâmızı gizlice kendi içimizde mi yapalım? Yoksa uzakta mı? Duamızı yüksek sadâ ile yapalım? dediklerinde: “Sen onlara Benim tarafımdan cevâb ver. Ben onların gizli duâlarını işitirim. Zira Benim ilmim onlara pek yakındır. Binâenaleyh onların işlerini bilip sözlerini işiterek hallerine muttali’ olduğumdan duâ eden kimsenin duâsı ihlâs üzere olursa icâbet ederim. Şu hâlde onlar benden icâbet talep etsinler. Ben de onlara icâbet ederim. Senin vâsıtan ile onları îmana davet etdiğimde derhal îman etsinler. Zîra ben onların duâlarına icabet edince onların da benim da’-vetime icabet ve emrime itaat etmeleri vâcibdir ve onlar davetime icabetle doğru yolu muhakkak bulurlar.”
”Beni Görmedikleri Halde Bana İman Eden Kardeşlerimi Görmeyi Çok İsterdim.”
Resulullah (S.A.V) birgün sahabelerine:
“Ah keşke bana doğru, havuza gelen kardeşlerimi bir görsem de, içlerinde şerbetler olan kaselerle onları karşılasam.Cennet’e girmeden önce, onlara (Kevser) havuzumdan içirsem.”
Bu sözleri üzerine ona denildi ki:
“Ey Allah’ın Resulü biz senin kardeşlerin değil miyiz?”
O şöyle cevap verdi:
“Sizler benim ashabımsınız(arkadaşlarımsınız). Benim kardeşlerim de beni görmedikleri halde bana inananlardır.Mutlaka ben Rabbimden sizinle ve beni görmeden iman edenlerle gözlerimi aydınlatmasını istedim”.
(Ramûzu’l-Ehadis s. 361, 4460 hadis (Ebu Nuaym, İbn-i Ömer’den)Ayrıca bk. Hak Dini IV, 2731 (Yuns suresi 62. ayeti ile ilgili olarak Evliyaullah’a havf, hüzün olmayacağı açıklanırken benzer bir hadis-i şerifin mealinden söz edilir): Hayatu’s-Sahabe. II, 567-568 (iki uzun hadisle buradaki hakikata temas ediliyor.)