Allah Korkusu ile Gözünden Yaş Akana

13 gün önce admin tarafından yazılmıştır.

(Allah’ı anarken, Allah korkusu ile gözünden yaş akana, kıyamette azap olmaz.) [Hakim]

(Allah korkusu ile ağlayan göze, Cehennem ateşinin dokunması haramdır.) [Nesai]

(Kıyamette herkes ağlayıp gözyaşı dökecektir. Ancak dünyada Allah korkusu ile, bir damlacık gözyaşı dökenler ağlamayacaktır.) [İsfehani]

(Allah korkusu ile, gözünden yaş akan mümini, Hak teali ateşten koruduğu gibi, ateşi de onun nurundan korur.) [İbni Mace]

(Allah için gözlerinden yaş akan müminin vücudunun, Cehennem ateşinde yanması haramdır. Bir damla gözyaşı ile yanağı ıslanan kimsenin yüzü, hiçbir zaman darlığa düşmez. Kıyamette her şey ölçülür, tartılır. Bunlardan Allah korkusu ile akan gözyaşı, ateş deryasını söndürecek güçtedir.) [Beyheki]

(Vücudu Allah korkusu ile ürperen kimsenin günahları, ağaçtan yaprakların dökülmesi gibi dökülür.) [Beyheki]

(Allahü Teâlâ, Hazret-i Musa’ya buyurdu ki: “Benden korkup ağlayarak yapılan ibadet, diğer ibadetlerden üstündür.”) [Taberani]

(Cenab-ı Hak, yemin ile buyuruyor ki: “Dünyada benden korkarak ağlayanı, Cennette ebedi güldürürüm.”) [Beyheki]

(Sağılan süt, tekrar memeye girmediği gibi, Allah korkusundan ağlayan da ateşe girmez.) [Tirmizi] Devamını Oku

Cevap: İnsan hayatını nasıl yaşarsa ölümü de öyle olur. Ama nerede ve nasıl öleceğimizin en doğrusunu Allah bilir. Hadislerde, ölüm ânında kişinin iyi veya kötülüğüne delâlet eden haller açıklanmıştır. Önce iyiliğine delâlet eden durumları görelim.
1) Alnın (şakakların) terlemesi: “Mü’min alnının teriyle ölür” buyrulmuştur. Bazı âlimler sebebini şöyle açıklıyorlar. Allah, mü’mini Cennetle müjdelediği zaman, mü’min yapmış olduğu günahlarından ötürü Allah’tan utanır ve Allah’tan utandığından dolayı alnı terler.
2) Gözlerin yaşarması ve yüzün nurlanıp tebessüm etmesi: Mü’minin ölümü ânında yüzünün parlaması, yaptığı iyilikleri ve makamını görmesi sebebiyledir ki. gözünün yaşarması da sevincinin ifadesidir.
3) Burun deliklerinin şişmesi, genişlemesi.

Kötülüğüne delâlet eden durumlar da; boğazı sıkılmış gibi hırıltı çıkarmak, yüzün morarması, ağzın köpürmesi ve çene, boyun terlemesidir.
Fakat şöyle diyebiliriz. Kişinin iyi veya kötü olduğunu Allah’tan başkası bilemez. Allah’tan hayırlı ölüm dilemek gerekir.

18. Mü’min İçin Kabir Nimetleri Nelerdir?

Cevap: Kabir nimetlerini mü’min için şöylece sıralayabiliriz:

Yedi kat göklere mü’minin ruhu yükselir. Mü’mine Cennetteki makamı gösterilip Cennete bir kapı açılarak oradan Cennetin güzel kokusu, gelir. Kabir çok genişler, Kabir salih amellerle; namaz ve Kur’ân ile aydınlanır. Kabir, mü’min için Cennet bahçelerinden bir bahçe, kâfirler için Cehennem çukurlarından bir çukur olur.
“Biriniz öldüğü zaman, ona, sabah akşam oturacağı yer gösterilir. Eğer Cennet ehlinden ise Cennet gösterilir. Cehennem ehlinden ise Cehennem gösterilir. Ona işte Allah seni kıyamet gününde tekrar diriltinceye kadar oturacağın yerin burasıdır, denilir.”

Kabirde Azap Şekilleri Nelerdir?

54 gün önce admin tarafından yazılmıştır.

Cevap: Ayet ve hadislere göre, kısaca azap şekilleri şöyledir:

a) Kabir Sıkması; Kabir, mü’minleri annenin yavrusunu okşaması gibi sıkacak, kâfir ve münafıkları da şiddetli bir şekilde sıkacaktır.
b) Tokmakla Vuruş; Kâfir ve münafığın ense köküne öyle bir vurulur ve o öyle bir feryat eder ki; feryadını insan ve cin hariç her mahluk duymaktadır.
c) Sabah-Akşam Ateşe Arz edilmek; Kulun gideceği yer Cehennem ise, sabah-akşam gösterilir.
d) Haşerâtın Ölüyü Isırması ve Sokması; Kâfire doksan dokuz ejderha saldırtılır; ejderhalar onu ısırırlar, sokarlar. Ejderhanın birisi yeryüzüne üfleyecek olsa, dünya da yeşillik kalmayacak derecede ateş püskürtür. Deve boynu gibi kırbaç, düğümü ateşten olan. kulakları sağır olan bir mahluk ile azap edilir.
e) Toprağın İbret Olsun Diye Dışarı Atması; Hristiyan’ken Müslüman olmuş ve Vahiy katipliği yapmış, sonradan tekrar Hristiyanlığa dönmüş birisi, Kur’ân’la, vahiyle alay ediyordu. Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bu adam öldüğünde “Yer onu kabul etmeyecektir.” buyurmuş, hakikaten de toprak onu kabul etmemiştir.
Ehl-i Sünnet âlimleri, aslında bunun sünnetullah’a aykırı olduğunu, ama bazı kötü kimselerin, bilhassa İslâm dini ile, Allah’la, Kur’ân’la alay edenlerin cesetleri ibret olsun diye, Allah’ın böyle göstermiş olabileceğini belirtirler.
Neccâr oğullarından Hristiyan bir adam vardı. Müslüman olup Bakara ve Al-i İmrân sûrelerini okumuştu. Peygamber (Aleyhisselâm)’e vahiy yazardı. Bu adam irtidat ederek Hristiyanlığa döndü ve “Muhammed bir şey bilmez. Ancak benim kendisine yazdığım şeyleri bilir.” demeye başladı. Allah onu vefat ettirince, Hristiyanlar gömdüler. Fakat sabah olunca gördüler ki, gömüldüğü yer onu dışarı atmıştı.
Bunun üzerine Hristiyanlar “Bu, Muhammed ile ashabının işidir. Onların arasından çıkıp kaçtığı için, bu din kardeşimizin ölüsünden kefenini soydular ve onu meydanda bıraktılar.” diye iftirada bulundular. Derin bir çukur kazarak onu oraya gömdüler. Fakat ertesi sabah, gömüldüğü yerin, onu yine dışarı attığı görüldü.
Hristiyanlar yine Müslümanları suçladılar. Bir yerde yine bir çukur kazdılar. Güçleri yettiği kadar derinleştirdiler. Fakat sabah olunca o yerin de onu dışarı attığı görüldü. Bunun üzerine Hristiyanlar, bu işin insanlar tarafından yapılmadığını anladılar ve onun ölüsünü açıkta bıraktılar. Hz. Peygamber bu adam öldüğünde “Yer onu kabul etmeyecektir.” buyurduğu bilinmektedir.
f) Bakırdan tırnaklarla yüzleri ve göğüsleri tırmalamak; Peygamber efendimiz Miraca çıktıklarında, orada bakırdan tırnaklarla yüzlerini ve göğüslerini tırmalayan insanlar gördüğünü ve Cebrail (Aleyhisselâm)’dan bunların kim olduklarını sorduğunda, bunların gıybet eden kimseler olduğunu öğrendiğini haber vermektedir.

Cevap: Haramlardan sakınmak, Kabir Azabından Allah’a sığınmak: Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) Kabir azabından Allah’a sığınmayı emretmiş, ve Ümmü Habibe’ye duâ öğretmiş, bizzat kendisi de şu duayı yapmıştır. “Ey Allah’ım! Muhakkak ki ben kabir azabından sana sığınırım. Cehennem azabından da sana sığınırım. Ve yine diri ve ölülerin fitnesinden ve Mesih, Deccal’ın fitnesinden de sana sığını¬ım.” Gerek cenaze namazında, gerek sabah, akşam vesair zamanlarda yaptığı dualarda Peygamberimiz, Cehennem ve Kabir azabından Allah’a sığınarak duâ etmişlerdir.

Cenaze namazı kılmak: “Siyâhî bir kadın mescidin kayyumluk -süpürüp temizleme- hizmetini yürütüyordu. Rasûlullah bir ara onu göremez oldu. Kadın hakkında “Ona ne oldu?” diye sordu. “O öldü.” dediler. Bunun üzerine: “Bana niye haber vermediniz?” buyurdular. Ashab. sanki kadıncağızın ölümünü mühim addetmeyip küçümsemişlerdi. “Kabrini bana gösterin” diye emrettiler. Kabir gösterildi. Rasûl-ü Ekrem, kabri üzerinde cenaze namazı kıldı. Sonra: “Bu kabirler, sahiplerine karanlıkla doludur. Allah, onlar için kıldığınız namazla kabirleri onlara aydınlatır” buyurdular.

Şehit olmak: Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) şehitlerin Kabir Azabından korunacağını haber veriyor.

Nöbet esnasında ölmek: Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), “Her ölenin ameli son bulur. Ancak Allah yolunda nöbet tutarken ölenler müstesna, onların amelleri kıyamet gününe kadar çoğalır ve onlar kabir azabından korunurlar.” buyuruyor.

Kabir Üzerine yaş dal dikilmesi: Peygamberimiz (saliallâhu aleyhi ve sellem) azap gördüklerini haber verdiği kişilerin kabri üzerine yaş dal dikmiş ve bunlar kurumadıkça bunların teşbih ve zikirleri hürmetine, Allah’ın, o kabirdekilerin azabını hafifletmesinin ümit edileceğini belirtmiştir. “Ya Rasûlallah! Müşrikler kabirlerinde azap mı olunuyorlar?” sorusuna “Evet, onlar kabirlerinde öyle bir azapla azap olunuyorlar ki (onların azabın şiddetinden attıkları çığlıkları) hayvanlar işitir. “ buyurmuştur. Kâfir ve Münafık’ın azabı için de Allah Rasûlü; “Sonra demirden bir tokmakla ensesine öyle bir vurulur ve kâfir yahut münafık öyle bir bağırır ki, insan ve cinden başka, ona yakın olan her şey onun feryadını işitir. “ buyurmuştur.
Mülk sûresini okuyanların, karın ağrısından ölenlerin, cuma günü ve gecesi ölenlerin de kabir azabının hafifleyeceğini veya kaldıracağını yine Allah Rasûlü haber veriyor.
Açlık eziyeti çekenler; Ehl-i sünnet âlimleri açlık gibi dünyada eziyet çekenlerin azap görmeyeceklerini belirtirler.
Ebû Hureyre anlatıyor; “Bir gün Allah Rasûlü’nün yanma gittim. Namazı oturarak kılıyordu. Namazını tamamlayınca sordum: “Ya Resûlallah hasta mısınız?” diye sordum. “Hayır, açlık!. Ya Eba Hureyre,” dedi. Ağlamaya başladım. Kâinat, kendisi için yaratılmış, Allah’ın en sevgilisi, açlık ve gıdasızlık sebebiyle ayağa kalkacak gücü olmadığından namazını oturarak kılıyordu. Benim ağladığımı görünce teselli etti. “Ağlama Ya Eba Hureyre!. Bu dünyada açlık ızdırabmı çeken, diğer tarafta Allah ‘in azabından emin olacaktır. “
Allah Rasûlü. Hayatı boyunca kamını arpa ekmeği ile dahi doyurmamıştı. Bazen günler, haftalar ve aylar geçerdi de O’nun saadet dolu hanesinde yemek pişirmek için ne bir ocak yanar ne de bir tas çorba kaynardı.

Berzah Âleminde Ruh Ne Yapar?

54 gün önce admin tarafından yazılmıştır.

Cevap: Ruhlar, cesetlerin bulunduğu kabirlere manevî vasıta ve kablolarla bağlı bir kulak bırakarak bekleme salonu olan Berzah âlemine geçerler. Dünyadaki amelleri, belli bir keyfiyet ve hüviyet kazanmış olarak karşılarına çıkar. Berzah âlemi Ahiret âlemine âit bir keyfiyettir. O ruh için âhiret hayatı başlamış demektir. “Mü’minin ruhu, dirileceği gün cesedine dönünceye kadar Cennette, Cennet meyvelerinden yiyen bir kuştur.“ “Biriniz öldüğü zaman ona sabah akşam oturacağı yer gösterilir. Eğer Cennet ehlinden ise Cennet gösterilir. Cehennem ehlinden ise Cehennem gösterilir. Ona, işte Allah seni kıyamet gününde tekrar diriltinceye kadar oturacağın yerin burasıdır, denilir.” Mü’min ruhları nimet içinde, kâfir ve günahkârınki de azap içindedir. Azap ve dereceleri, hak ettiklerine göredir ve birbirlerinden farklıdır. Berzah âlemine intikal eden ruhlar bizi duyabilirler, fakat biz onları duyamayız.

Kabir nedir?

54 gün önce admin tarafından yazılmıştır.

Cevap: Kabir, ilk duraktır. Kabir ve Berzah kelimeleri Kur’ân-ı Kerim’de geçmektedir. “Sonra onu öldürdü; kabre koydu: Sonra dilediği zaman onu yeniden diriltilir.” (Abese, 80/21); Kabir aynı zamanda dünyada temizlenmemiş bazı günahların hesabının da yapıldığı ve temizlendiği yerdir. Küçük polisiye olaylar karakollarda ve yerel mahkemelerde; büyük cinayetler, şehirlerde ve ağırceza mahkemelerinde görüldüğü gibi; kabir, Mahkeme-i Kübrâ’ya bırakılan büyük cinayetlerin yanında, önemsiz sayılabilen günah ve lekelerin bir kısmının silindiği yerdir. Büyük günahların yanında küçük günahları da olan kimselerin birtakım kusurları, dünyada çekilen sıkıntı, musibet ve hastalıklarla temizlenirken, bazısı da vefât ânında (Sekerât-ı Mevt) ile silinir; kalanlar da büyük Mahkeme’ye bırakılmasın diye kabirde bir temizleme ameliyesinden geçer. Kabrin temizleyemeyeceği ölçüde kabarık olan leke ve günahlar ise ileride Haşir’de, Mizân’da, Sırat’ta ve daha da olmazsa Cehennem’de temizlenir.

Toplam 2 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12
Telif Hakları Saklıdır 2010 ©
Developer:| Ak-Tunc |
Sitede yer alan reklam içeriklerinin www.islam-aski.com ile bir bağlantısı yoktur. Reklamların konusu dine aykırı ise, şiddetle men etmekteyiz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı, makale, resim, reklam gibi yerlerdeki olumsuzluk ifade eden şeylere rastlarsanız bize iletiniz.
bilgi@islam-aski.com