”Beni Görmedikleri Halde Bana İman Eden Kardeşlerimi Görmeyi Çok İsterdim.”
Resulullah (S.A.V) birgün sahabelerine:
“Ah keşke bana doğru, havuza gelen kardeşlerimi bir görsem de, içlerinde şerbetler olan kaselerle onları karşılasam.Cennet’e girmeden önce, onlara (Kevser) havuzumdan içirsem.”
Bu sözleri üzerine ona denildi ki:
“Ey Allah’ın Resulü biz senin kardeşlerin değil miyiz?”
O şöyle cevap verdi:
“Sizler benim ashabımsınız(arkadaşlarımsınız). Benim kardeşlerim de beni görmedikleri halde bana inananlardır.Mutlaka ben Rabbimden sizinle ve beni görmeden iman edenlerle gözlerimi aydınlatmasını istedim”.
(Ramûzu’l-Ehadis s. 361, 4460 hadis (Ebu Nuaym, İbn-i Ömer’den)Ayrıca bk. Hak Dini IV, 2731 (Yuns suresi 62. ayeti ile ilgili olarak Evliyaullah’a havf, hüzün olmayacağı açıklanırken benzer bir hadis-i şerifin mealinden söz edilir): Hayatu’s-Sahabe. II, 567-568 (iki uzun hadisle buradaki hakikata temas ediliyor.)
Resulullah (s.a.v) şöyle buyurur:
”Ramazan ayında diğer ümmetlere verilmeyen beş haslet benim ümmetime verilmiştir:
1.Oruçlu kişinin ağız kokusu Allah(c.c) katında miskten daha hoştur.
2.İftar edinceye kadar melekler onlar için istiğfar eder.
3.Şeytanların azgınları bu ayda zincire vurulur.
4.Cenab-ı Hak (c.c) her gün cenneti süsler ve ona, ‘Salih kullarım kötülüklerden ve ezadan kurtulmaları yakındır’der.
5.Ramazanın son gecesi günahları bağışlanır.
Sahabiler sordular:
O’ gece Kadir gecesi midir?
‘Hayır, fakat her iş yapan kişiye işini bitirince ücreti eksiksiz olarak verilir”(Ahmed b. Hanbel)
”İman ederek ve sevabını yanlız Allah Teala’dan bekleyerek ramazan orucunu tutan kişinin geçmiş ve gelecek günahları mağfiret edilir.”(Buhari)
Hz. Hud Yemen’de bulunan Ad kavmine gönderilen peygamberdir: «Ad kavmine de kardeşleri Hud’u (gönderdik). (…) » . Nuh aleyhisselamin oglu Sam’in neslindendir. Bir ismi de Abir olup, lâkabı Nebiyyullahtır. Hz. Hud’un ismi (veya nesebi) hakkında 2 rivayet vardir:
Hud bin Abdullah bin Riyah (veya Ribah) bin Él-Halud bin Ad bin Avs bin Irem bin Sam bin Nuh
Hud ibni Salih ibni Erfahd ibni Sam ibni Nuh ibni Ebi Ad’dir.
Yemen’de Aden ile Umman (Oman) arasında bulunan Ahkaf diyarında Hz. Hud doğup büyüdü. Çocukluktan itibaren Allah’a ibadet ederdi. Ara sıra ticaret yapan Hz. Hud gayet şefkatli ve çok cömert idi. Kavmi (Ad) bolluk ve bereket içinde ve gösterişli binalar yaparak azmıştır. Bütün nimetleri kendilerine veren Allah’ı unutan Ad kavmi putlara tapmaya başladı. Hud aleyhisselam bu kavme peygamber olarak gönderildi ve Hz. Hud Nuh aleyhisselam ın bildirdiği dinin esaslarını Ad kavmine bildirdi: «(…) O dedi ki: ” Ey kavmim ! Allah’a kulluk edin; sizin O’ndan başka tanrınız yoktur. Hala sakınmayacak mısınız ? » . Allah’a itaat edip, Ona ibadet etmelerini söyledi. Allah “onlara putlara tapmaktan, zulüm etmekten vazgeçmeleri, insanlara merhametli olup onlara eziyet etmemeleri, insanları şaşırtmak maksadıyla yollara aldatıcı işaretler ( Ad kavmi, yolcuları şaşırtmak ve onların çölde kaybolup gitmelerine gülmek (alay etmek) için yollara yanlış işaretler koyarlardı, M.K.) koymamaları, insanlarla alay etmemeleri, onları öldürüp mallarını soymamalarını ve bütün varlığı yaratan bir olan Allah’a ibadet etmeleri için nasihatte bulunmak ” üzere Hud aleyhisselamı Ad kavmine yolladı.
Ne yazık ki birçok kabileler gibi Ad kavmi de peygamberine karşı geldi: « Kavminden ileri gelen kafirler dediler ki: Biz seni kesinlikle bir beyinsizlik içinde görüyoruz ve gerçekten seni yalancılardan sanıyoruz » . Hud aleyhisselam onları Allah’ın azabı ile korkuttu ise de pek az kişi iman etti. Ama Hud aleyhisselam yelmedi ve imana davet etmeye devam etti: « Ey kavmim ! Rabbinizden bağış dileyin; sonra da O’na tevbe edin ki, üzerinize göğü (yağmuru) bol bol göndersin ve kuvvetinize kuvvet katsın. Günah isleyerek (Allah’tan) yüz çevirmeyin » . Kavmi ise ona hakaret etti, hatta kendinden geçinceye kadar onu dövdü. Bu – alçakca – dövme olayı da Sadad isimli Ad kavminin en zengini ve böylece bunların başının (emir): ” Ey Hud ! Bu söylenenleri duymadın mı ? İşte ben Avc’i kendime vekil tayin seçtim. Benim namıma senin Allah’ına cenk (savaş, harp; M.K.) edecek, hadi sür senin Allah’ını ” söylemesinden sonra vukuu buldu. Hud aleyhisselam da bunun üzerine kavmine biraz da acıyarak: « Ey Yüce Rabbim ! Sen bana en büyük isyanı göstermiş olan bu Ad kavmine karşı artık acımasız davran. Onları cezalarının en büyüğü ile cezalandır. Senden bunu diliyorum » diye beddua etti. Hz. Hud kavminin ıslah olmayacağını anlayınca: « Ya Rabbi ! Sen her şeyi biliyorsun. Ben onlara peygamberliğimi bildirdim. Ey Rabbim ! Onlara ders almalarına vesile olacak bir musibet ver » diye beddua etti. Hud aleyhisselam ın duasını kabul eden Allahü Teala Ad kavmine önce kuraklık, kıtlık musibetini verdi: 3 sene müddetçe hiç yağmur yağmadı. Akan pınarlar kuruyup, ağaçlar , meyveler sararıp soldu. Hayvanlar susuzluktan telef (ölecek kadar zayıfladı; M.K.) oldu. Bıkmayan Hud aleyhisselam onları imana davetini devam etti ise de onlar git gide azgınlaştı, Hud aleyhisselama daha çok eziyet ettiler. Hz. Hud mucizeler gösterdi ise de yine hidayete ermediler. Allahü Teala Ad kavmi üzerine azap yüklü bulutu göndererek buluttan esen bir rüzgarla onları helak etti: « Ad kavmi (Peygamberleri Hud’u) yalanladı da azabım ve tehdidim nasılmış (gördüler). Biz onların üstüne, uğursuzluğu devamlı bir günde dondurucu bir rüzgar gönderdik » . Bu bulutun ismi « sarsar » idi ve 7 gece, 8 gün devam etti: « Ad kavmi ise, uğultulu, kasıp kavuran bir fırtına ile mahvedildiler. Allah onu, artarda 7 gece, 8 gün onların üzerine musallat etti. Öyle ki (eğer orada olsaydın), o kavmi, içi bos hurma kütükleri gibi oracıkta yere sarılmış halde görürdün » . Ad kavmi üzerine gelen rüzgar, Hud aleyhisselama ve ona iman edenlerin yüzlerine gayet serinletici ve Tatlı olarak esti: « Emrimiz gelince; Hud’u ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık, onları ağır bir azaptan kurtuluşa erdirdik » Hud aleyhisselam, kavmi helak olduktan sonra kendine inananlarla birlikte Mekke-i Mükerremeye gitti.
Kabe-i Muazzamanın bulunduğu yerde ibadet ve taatla meşgul oldu ve orada vefat etti. Kabrinin Harem-i Serif’de (Kabe-i Muazzamanın etrafındaki Mescit) Hicr (bkz. Hicr suresi) denilen yerde bulunduğu rivayet edilmektedir. Allahü Teala yüce Kur’an-ı Kerim’de buyuruyor ki: « Onlar hem bu dünyada hem de kıyamet gününde lanete tabi tutuldular. Biliniz ki; Ad (kavmi) Rablerini inkar ettiler. (Sunu da) bilin ki Hud’un kavmi Ad, Allah’ın rahmetinden uzak kilindi »
Bütün peygamberlere iman etmek, müslümanlıkta esastır. Peygamber, haber veren kimse demektir. Allahu Tealâ’nın kullarına dinlerini bildirmek için görevlendirdiği seçkin insanların her birine “Peygamber” denir. Bu zatlar Yüce Allah’ın birer elçisi demektir.
Peygambere Nebî de denir. Resûl de denir.
Yeni bir kitap ve şeriatla bir ümmete gönderilmiş olan zata Resûl veya Mürsel, başka bir peygamberin şeriatına bağlı olarak gelen peygambere de Nebî denmiştir.
Her Resûl, Nebîdir. Ancak her Nebî, Resûl değildir.
Nebî isminin çoğulu Enbiyâ’dır.
Resûl’ün çoğulu Rusül’dür.
Mürsel’in çoğulu da Mürselîn’dir.
Peygamberlerin ilki Hz.Âdem(a.s), sonuncusu ise Hz.Muhammed(s.a.v)’dir. (Hadis-i Şerifle sabittir)
Bu iki peygamber arasında birçok peygamber gelmiştir. Rivayete göre 124 bin, başka bir rivayete göre 224 bin. Sayısını ancak Allah(c.c) bilir.
Kur’an-ı Kerim ‘de adı geçen 25 peygamber vardır. Bunlar:
1. Hz. Âdem (a.s)
2. Hz. İdris (a.s)
3. Hz. Nuh (a.s.)
4. Hz. Hûd (a.s.)
5. Hz. Sâlih (a.s.)
6. Hz. İbrâhim (a.s.)
7. Hz. Lût (a.s.)
8. Hz. İsmâil (a.s.)
9. Hz. İshâk (a.s.)
10. Hz. Yâkup (a.s.)
11. Hz. Yusuf (a.s.)
12. Hz. Eyyûb (a.s.)
13. Hz. Şuayb (a.s.)
14. Hz. Mûsâ (a.s.)
15. Hz. Hârun (a.s.)
16. Hz. Dâvud (a.s.)
17. Hz. Süleyman (a.s.)
18. Hz. İlyas (a.s.)
19. Hz. Elyesa (a.s.)
20. Hz. Zülkifl (a.s.)
21. Hz. Yunus (a.s.)
22. Hz. Zekeriyyâ (a.s.)
23. Hz. Yahyâ (a.s.)
24. Hz. Îsâ (a.s.)
25. Hz. Muhammed (s.a.v.)
Bunlardan başka Kur’an-ı Kerim’de adları geçen Üzeyir, Lokman ve Zülkarneyn isimli üç zat daha vardır ki, bunların peygamber veya veli oldukları ihtilâflıdır. Bunlarında pek büyük kimseler olduklarında şüphe yoktur.
Kur’anı azimüşşan İnanlar için bir hidayet ve şifadır.
41:44 – Eğer biz onu yabancı dilden bir Kur’ân yapsaydık onlar mutlaka: “Bu kitabın âyetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Arap bir peygambere yabancı dil, öyle mi?” derlerdi.
Sen de ki: “O, iman edenler için bir hidayet ve şifadır.” İman etmeyenlerin kulaklarında ise bir ağırlık vardır. Kur’ân onlara göre bir körlüktür. Sanki onlar uzak bir yerden çağrılıyorlar (da duymuyorlar).
HADİSİ-İ ŞERİFLER
* Levh-i Mahfuz’a ilk yazılan, BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM’dir.
* FATİHA süresi, Kur’an’ın üçte birine bedel ve Kur’an’ın anasıdır.
* FATİHA her derde deva, zehire şifadır. (Ramüz 321/11)
* Bir millete Allahü Teala azab göndermeyi hükmetti. Onların çocuklarından biri Fatiha-i Şerife’yi öğrenip okuyunca Allahü Teala onların üzerinden kırk yıl azabı kaldırdı. (Beyzavi1/14)
* Allah’a yemin ederim ki, ne Zebur’da, ne incil’de ne Tevrat’ta ve ne de Kur’an’da Fatiha süresinin bir misli nazil olmamıştır. (Tergib 3/183)
* BAKARA süresi, Kur’an’ın evi veya perdesidir. Onu öğretiniz. Çünkü onu öğrenmek bereket, terk etmekse hasrettir. Bu süreye sihirbazlar güç yetiremezler. (Beyzavi 2/274)
* Kur’an okumayı terkedip de evlerinizi kabirlere benzetmeyiniz. Sure-i Bakara’nın okunduğu evden şeytan mutlaka kaçar. (Tergib 195)
* Her şeyin bir senamı (alası-zirvesi) vardır.Kur’an’ın senamı da Bakara süresidir. Kim gece evinde o süreyi okursa şeytan üç gece o eve gelmez. Kim de Gündüz okursa, şeytan o eve üç gün yaklaşamaz. (Ramüz 128/8)
* Kur’an-ı Kerim’de en azim ayet AYETÜL KÜRSİ’dir.
Bakara süresinde bir ayet vardır ki, Kur’anın ayetlerinin seyyididir. O ayet bir evde okundu mu şeytan oradan mutlaka çıkar (kaçar) Bu, Ayetül Kürsi’dir. Ayetül Kürsı’yi okuyan kimseye, Kürsi büyüklüğünde ecir verilir. Melekler ona istiğfar ederler Yatarken Ayetül Kürsi okuyan kişiyi, onun komşusunu ve etrafında bulunan bütün komşularını Allahü Teala emniyet altına alır. (Beyzavi 2/259)
* Süre-i Bakara’nın sonundaki iki ayeti
AMENERRASULÜ’yü… geceleyin kim okursa, o, ona yeter. (Beyzavi 2/274)
Hz. Ömer R.A. “Akşam Amenerrasülü..’ yü okumadan yatan kişiyi biz akıllı saymazdık. (Hak dini Kur’an dili)
* ALİ İMRAN süresini Cuma günü okuyana Allahü Teala rahmet, melekler de güneş batıncaya kadar Salatü Selam ederler. (Beyzavi 2/63)
* NİSA Süresini okuyan kişi sanki bütün mü’min kadın ve erkeklere sadaka dağıtmış ve bir köle azad etmiş gibi ecir alır ve Allahü Teala’nın günahlarından vaz geçtiği kullarından olur. (Beyzavi 132)
* Kur’an’ın yedi uzun süresini ki, -NİSA süresi de onlardandır- kim öğrenip okursa o kişi alim sayılır.(Ahmet ibni Hanbel)
* MAİDE Süresini okuyan kişiye Cenab-ı Hak dünyada yaşayan yahüdi ve hristiyanların adedince hasene yazar. (Beyzavi 2/178)
* EN ‘AM Suresini okuyan kişi için yetmiş bin melek bu sürenin harflerinin adedince istiğfar ederler. (Beyzavi 2/217)
* Kim sabah namazını cemaatle kılar ve namaz kıldığı yerde oturarak EN’ AM Süresinin başından üç ayet okursa Allah bu sayede ona yetmiş melek görevlendirir. Bunlar kıyamete kadar Allah’ı tesbih ve okuyan kişiye istiğfar ederler. (Deylemi)
* A’RAF süresini okuyan kimse için Cenab-ı Hak kıyamet gününde şeytanlara karşı bir perde halk eder. (Onu şeytanlardan korur) ve Adem A.S.’ı ona şefaatçı kılar. (Beyzavi 3/40)
* ENFAL ve BERAE sürelerini okuyan kişiye ben kıyamette şefatçı olacağım. (Beyzavi 3/40)
* YUNUS ve HUD sürelerini kim okursa (kendisine sayısız dereceler ihsan olunur. (Beyzavi)
Not: Hud süresi 41. ayeti (Bismillahi mecreeha. Vemürseha inne rabbi lagafururrahiim.)ni Nuh A.S. gemiye binerken okumuş ve kendisine tabi olanlara okumalarını emretmişti.Okudular, selamet buldular. Bizler de vasıtaya binerken 3 veya 7 defa okursak manevi kemerlerimizi bağlamış oluruz.
* YUSUF süresini herhangi bir mü ‘min okur ve aile efradına öğretirse, Cenab-ı Hak onlara ölüm hastalığını kolay kılar ve müslümanlara haset etmek
duygusundan onları kurtarır. (Beyzavi 3/144)
* RAAD süresini okuyan kişiye Allahü Teala bütün şimşekler adedince ecir ihsan eder ve onu ahdini ifa etmiş kişi olarak diriltir. (Beyzavi 3/154)
* NAHL Süresi’ni okuyan kişi, o gün ölürse. Allahü Teala onu dünyada ihsan ettiği nimetlerden dolayı hesaba çekmez. (Beyzavi 3/195)
* KEHF süresinin evvelinden on ayet ezberleyen Deccal’in fitnesinden emin olur. (Tergib 3/192)
* ENBİYASüresini okuyan kişinin hesabını Cenab-ı Hak kolay kılar ve peygamberler onunla müsafaha ederler. (Beyzavi 4/48)
* HAC Süresini okuyan, hac ve umre yapanların sevabları gibi sevab alır. (Beyzavi 4/62)
* BAKARA. ALİ İMRAN . TAHA Süreleri kendileriyle yalvarılıp dua edildiğinde, Cenab-ı Hakk’ın kabul buyuracağı “ism-i Azam”dırlar.(Darimi)
* TAHA ve YASİN Sürelerini Allahü Teala Hz.Adem A.S.’ı yaratmadan bin yıl evvel okumuştur. Melekler işitince BUNLARIN İNDİRİLECEĞİ ÜMMETE, BUNLARI OKUYACAK DİLLERE, BUNLARI EZBERLEYECEK GÖNÜLLERE NE MUTLU demişlerdir. (Darimi)
* MÜ’MİNÜN Süresinin evvel i ve ahiri Cennet hazinelerindendir. Evvelindeki üç ayetle amel eden, ahirindeki dört ayetin nasihatını dinleyen kişi kurtulur, felah bulur (Beyzavi 4/73)
* FÜRKAN süresini okuyan, mü’min olarak Allahü Teala’ya kavuşur. (Beyzavi 4/100)
* NEML Süresini okuyan haşrolunduğunda kabrinden (La ilahe illallah) diyerek kalkar. (Beyzavi 4/122)
* AHZAB Suresini okuyup, ehline öğreten, kabir azabından emin olur. (Beyzavi 4/169)
* MÜLK ve SECDE Surelerini yatsıdan sonra okuyan, Kadir gecesini ihya etmiş gibi olur. (Fethü’l Kadir)
* SECDE ve MÜLK Surelerini okuyunuz. Zira bu iki surenin her ayeti diğer surelerin yetmişayetine bedeldir, (Tirmizi)
* YASİN Suresini ölülerinize okuyunuz. (Tirmizi)
* Her şeyin bir kalbi vardır. Kur’an’ın kalbi de YASİN’dir. Kim Yasin’i okursa, Cenabı Hak ona on defa Kur’an okumus kadar sevap ihsan eder. (Tirmizi)
* Kim geceleyin YASİN okursa affedilmiş olarak sabaha çıkar. (Tirmizi)
* YASİN’i Her gece okuyan, şehid olarak ölür(Elmanevi)
* YASİN’i okuyunuz. Onda on bereket vardır:
1- Aç, okursa doyar,
2- Çıplak, okursa giyinir,
3- Bekar, okursa evlenir,
4- Korkusu olan, okursa emin olur, :
5- Mahzun, okursa ferahlar,
6- Misafir okursa seferde yardım görür,
7- Kayıp (için okunursa) bulunur,
8- Hasta okursa (veya hastaya okunursa) şifa bulur,
9- Ölü üzerine okunursa azabı hafifler,
10- Susayan okursa suya kavuşur. (Ramuz 79/4)
* Her kim anne ve babasının veya bunlardan biri nin kabrini her Cuma ziyaret eder ve yanlarında YASİN okursa, her harfinin sayısınca ona mağrifet olunur. (Hak dini Kur’an dili)
* YASİN-i ŞERİF’i gece okuyan, Yedi hatim sevabına nail olur.
* YASİN-i ŞERİF’i gece okuyana, 20 hac sevabı verilir. (Künüzü’d Dekaik)
* VAKIA süresini gece okuyan, hiC fakirlik görmez, (Beyzavi 5/116)
* ZÜHRUF süresini okuyan kimse için kıyamet günü “Ey kulum bu gün sana korku ve üzüntü yok” denilir. (Beyzavi C-5 S.65)
* DUHAN süresini okuyup yatan kişi mağfiret olunmuş olarak kalkar. (Beyzavi 5/68)
* DUHAN süresini gecenin evvelinde okuyan kişi için yetmişbin melek sabaha kadar istiğfarda bulunur. (Tirmizi)
* DUHAN süresini Cuma günü veya gecesi okuyan kimse için, Allahü Teala Cennette bir köşk ihsan eder. (F. Kadir)
* CASİYE süresini okuyanın Allahü Teala ayıplarını örter ve hesap korkusunu giderir. (Beyzavi)
* Bu gece bana bir süre nazil oldu ki, o, bana üzerine güneş doğan her şeyden sevgilidir. Bu, İNNA FETEHNA LEKE… süresidir.
* HAŞR süresini okuyan kişinin geçmiş ve gelecek günahları(ndan bazıları) aftolunur.
Bir kimse sabahleyin ÜÇ KERE “EÜZÜ BİLLAHİSSEMİİL ALIMİ MİNEŞŞEYTANİRRACIM” der de HAŞR süresinin sonundan üç ayet okursa, Allahü Teala ona yetmişbin melek vekil eder ki, onlar akşama kadar kendisine dua ederler. Eğer o gün ölürse şehid olarak ölür. Akşamleyin okursa yine bu menzilede olur. (Ramüz 434/12)
* Allah’ın ayetleri içerisinde “ism-i Azam”, Süre-i Haşrin ahirindedir. (Hüvallahüllezi.. ilah)
* Kim gündüz veya gece HAŞR süresinin sonunu okur, sonra da o gün veya o gece ölürse Allah ona Cenneti vacib kılar. (Beyhaki)
* MÜNAFİKÜN süresini okuyan nitaktan beri olur.
* TEĞABÜN süresini okuyan kişiden Allahü : Teala ani ölümü defeder. (Beyzavi 5/136)
* TALAK süresini okuyan kişi, sünnet-i Resülüllah üzere ölür. (Beyzavi 5/136)
* TAHRiM süresini okuyana, Allahü Teala tevbe-i nasuh nasib eder. (Beyzavi 5/140)
* MÜLK süresini okuyan kimse Kadir gecesi ihya etmiş .9ibidir. (Beyzavi 5/142)
* TEBAREKE (Süre-i Mülk), kabir azabına manidir. (Tirmizi)
* Bir kimse her gece Sure-i KIYAME (ki La uksimü biyevmil Kıyame…) okursa, kıyamet günü yüzü ayın ondördü gibi parlayarak Allah’a kavuşur.(Ramüz 438/6)
* İNŞİKAK süresini okuyan kişiye, Allahü Teala kitabını solundan ve arkasından vermez. (Beyzavi 5/179)
* İZAZÜLZİLE suresini dört defa okuyan kişi, sanki Kur’an’ın tamamını okumuş gibidir. (Beyzavi5/192)
* TEKASÜR suresini okuyan, ani ölüme uğramaz.
* Sizden biriniz her gün bin ayet okuyamazsa ELHAKÜMÜTTEKASÜR’ü okuyamaz mı?. (Ramuz 82/8)
* Size bir sure okuyacağım ki, (o sırada) kim ağlarsa Cennetliktir. Ağlayamazsa hüzünlü bulunsun. Bu, Elhakümüttekasür suresidir. (Ramuz 147/6)
* KAFİRÜN suresini okuyan kişi,sanki Kur’an’ın dörtte birini okumuş gibidir.(Beyzavi5/192)
* Ey Cübeyr! Sefere çıktığında arkadaşlarıniçinde en iyi hal ve en fazla azık sahibi olmaktan hoşlanırsan şu beş sureyi oku: Kul ya eyyühel kafirun-iza cae nasrullah-Kul hüvallahü Ehad- Kul euzü birabbil Felak- Kul euzü birabbinnas.. Her sureye besmele ile başla ve besmeleyle bitir. (Ramuz 1118)
* Yatağına geldiğinde “Kul ya eyyühelkafirun” suresini oku, sonra uyu. Bu, şirkten beri
olmaktır. (Ramuz 37/5)
* İHLAS suresini okuyan kişiye Cennet vacib olmuştur. (Beyzavi5/200)
* İHLAS ve MUAVVEZETEYN surelerini akşam sabah üçer kere okumak sana her şey için kafidir. (335/9)
* KULHÜV ALL.AHÜ EHAD, Kur’an’ın üçte birine bedeldir. (Ramüz 335/7)
* Bir kimse İHLAS süresini elli defa okursa, elli senelik, ikiyüz defa okursa, ikiyüz senelik günahı Affolunur.Bin defa okursa, kendisini Allahü ila’dan satın almış olur.(Ramüz 438/8-9-11)
* Bir kimse farz namazlardan sonra on defa İHLAS okursa, Allahü Teala, rızasını ve mağfiretini kendisine lazım kılar. (Ramüz 438/12)
Mükellefiyet, islam dinine girmiş olanların (yani müslümanların) yapması gereken sorumlulukları demektir. Mükellef ise, sorumlu olan (müslüman kişilere) denmektir. Mükellef (yani sorumlu olan kişi), sorumluluklarını bilmesi gerekir. Sorumluluğunu bilmeyen bir kimse hem halk tarafından hemde HAK tarafından hoş karşılanmaz, hatta kınanır.
İslam dininde, sorumluluklar derece derecedir. Bu dereceler arasındaki mesafe, birbirinden ayrı ve farkı açık olan büyük alan ve mesafeler gibidir. Yazımızı okudukça anlıyacağınızı umuyoruz.
Mükelleflerin yapması gereken sorumluluklar fıkıhta, Farz, Vacip, Sünnet, Müstehap, Mübah, Mekruh, Haram, Müfsid terimleriyle bilinmektedir. Her müslümanın Farz nedir, vacip nedir, sünnet nedir vs. bunları bilmesi gerekir. Bunları bilmek demek, sorumluluklarını bilmek demektir.
Bir müslüman, Allah’ın bir ve tek olduğuna iman ettikten sonra, islamiyeti kabul etmiş ve bu dine girmiş olur. Müslüman, islam dinine girmekle bazı sorumluluklarıda beraberinde getirir. Bu sorumlulukları yukarıda saydık. Hepsine birden fıkıhta Efâl-i Mükellefîn denmektedir.
Efâl-i Mükellefîn hakkında detaylı bilgileri edinerek dinimizi öğrenmeli, hatalı ve yanlış yaptığımız şeylerin farkına vararak kendimizi düzeltmeli, işin hikmetini, sorumluluğun ciddiyetini bilerek, anlayarak, öğrenerek yaşamalıyız ki kulluğumuzu olgunlaştıralım. Kulların birbirinden üstünlüğü olgunluk makamıdır. Kim kulluk bakımından olgunluk derecesini yükseltmek için, Allah rızasına ulaşmak ve ona yakınlaşmak için çabalarsa muhakkak onun yaptığı bu ameller boşa gitmeyecektir. Çünkü Allah için yapılan hiçbir amel boşa gitmez..